Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Şubat 2013 Cumartesi
Kaptan Alex De Souza
Gittiğin günden beri, her an daha çok özlüyoruz seni Kaptan.
Şimdi Coritiba'nın 10 numarası, onların Kaptanısın...
Olsun, sen hala bizim kalbimizde, heykelini diktiğimiz andaki gibisin.
Dönüp geleceğin günü sabırsızlıkla bekliyoruz efsane!
Neler Var:
10 numara,
Alex,
alex'in heykeli,
Brezilya,
Coritiba,
Fenerbahçe,
Futbolcu,
Kaptan,
Türkiye
6 Ekim 2010 Çarşamba
Bir Eksik Bir Fazla
İki takım, bir önemli maç. 2012 Avrupa Şampiyonası eleme maçı üstelik.
Almanya-Türkiye arasında 8 Ekim Cuma günü Berlin'de oynanacak olan maçtan bahsediyorum. Dünya Kupası'nda adı sahalarda yankı yapan Türk asıllı bir Mesut Özil var ki, sormayın gitsin. Gerçi duyduğuma göre kendisi açıklama yapmış, Türk değil başka bir milletten olduğunu söylemiş. Varsın olsun, hiç alakam yok onunla. Sizin de olmasın. Kariyeri için Almanya milli takımını seçti diye suçlayacak ya da ondan nefret edecek değilim. Zira kendisiyle Dünya Kupası esnasında tanıştık. O da bizimle tabii. Sanıyorum ki Real Madrid de keşif yapıyordu ki, ona rastladı.
Bir Mesut dedik, Türk bir çocuk böylesine önemli maçta milli takımımıza karşı forma giyecek. Gol atarsa sevinecek mi diye merak edenler var, korkmayın. Mesut topla buluşan son adam olacak!
Bir de Almanlar'ın 2008'den beri dillerinden ve sahalarından düşürmedikleri bir isim var, asıl konu edinmek istediğim o: Schweinsteiger. Yüzünün, ismini yansıttığına yemin bile edebilirim. Löw'ü bir telaş sardı ki sormayın gitsin! Schweinsteiger Türkiye maçında sakat olduğu için oynayamayacak. Ancak bunun aynısı Dünya Kupasında da oldu. Almanlar bir futbolcuları için maç öncesinde "sakat" iddiasını ortaya atıp maçta çatır çatır oynattılar. Eğer bir ikincisi olursa Cuma akşamı, benim açımdan hiç de süpriz olmayacak.
Türk milli takımının en büyük eksikliği hiç şüphesiz ki Arda Turan olacak. Yokluğunda yerine oynayacak olan futbolcumuza büyük bir iş düşüyor, benden söylemesi.
Şimdi baktığımızda, Almanya milli takımı sahaya bir eksik ve bir fazlayla çıkacak. Eksik Schweinsteiger, fazla Mesut Özil...
Maç için susacağım yine, totem yapalım ortak heyecan için. Maç lehimize biterse en azılı soruyu soralım onlara: Almanlar Ağlar Mı??
Dipnot: Arjantin'i eze eze yendikleri maçta Messi ve Maradona'nın ağlayan yüzleri gitmiyor aklımdan. Tiksiniyorum sizden Almanlar, okey?
Almanya-Türkiye arasında 8 Ekim Cuma günü Berlin'de oynanacak olan maçtan bahsediyorum. Dünya Kupası'nda adı sahalarda yankı yapan Türk asıllı bir Mesut Özil var ki, sormayın gitsin. Gerçi duyduğuma göre kendisi açıklama yapmış, Türk değil başka bir milletten olduğunu söylemiş. Varsın olsun, hiç alakam yok onunla. Sizin de olmasın. Kariyeri için Almanya milli takımını seçti diye suçlayacak ya da ondan nefret edecek değilim. Zira kendisiyle Dünya Kupası esnasında tanıştık. O da bizimle tabii. Sanıyorum ki Real Madrid de keşif yapıyordu ki, ona rastladı.
Bir Mesut dedik, Türk bir çocuk böylesine önemli maçta milli takımımıza karşı forma giyecek. Gol atarsa sevinecek mi diye merak edenler var, korkmayın. Mesut topla buluşan son adam olacak!
Bir de Almanlar'ın 2008'den beri dillerinden ve sahalarından düşürmedikleri bir isim var, asıl konu edinmek istediğim o: Schweinsteiger. Yüzünün, ismini yansıttığına yemin bile edebilirim. Löw'ü bir telaş sardı ki sormayın gitsin! Schweinsteiger Türkiye maçında sakat olduğu için oynayamayacak. Ancak bunun aynısı Dünya Kupasında da oldu. Almanlar bir futbolcuları için maç öncesinde "sakat" iddiasını ortaya atıp maçta çatır çatır oynattılar. Eğer bir ikincisi olursa Cuma akşamı, benim açımdan hiç de süpriz olmayacak.
Türk milli takımının en büyük eksikliği hiç şüphesiz ki Arda Turan olacak. Yokluğunda yerine oynayacak olan futbolcumuza büyük bir iş düşüyor, benden söylemesi.
Şimdi baktığımızda, Almanya milli takımı sahaya bir eksik ve bir fazlayla çıkacak. Eksik Schweinsteiger, fazla Mesut Özil...
Maç için susacağım yine, totem yapalım ortak heyecan için. Maç lehimize biterse en azılı soruyu soralım onlara: Almanlar Ağlar Mı??
Dipnot: Arjantin'i eze eze yendikleri maçta Messi ve Maradona'nın ağlayan yüzleri gitmiyor aklımdan. Tiksiniyorum sizden Almanlar, okey?
Neler Var:
2012 Avrupa Şampiyonası,
Almanya,
Arda,
Dünya Kupası,
Löw,
Mesut Özil,
Schweinsteiger,
Türkiye
12 Eylül 2010 Pazar
Final Sessizliği..
Dün akşam resmen ayakta izledim maçı.. Hop oturup hop kalka durumu olmadı bu kez. Sırbistan'ın attığı her baskette elime geçirdiğim yastıkları oraya buraya attım, tırnaklarımı yedim, nefesim kesildi, "bu maç gidiyor!" dedim... Aradaki 6 puanlık farktan sonra 3 dakika kalmasıyla, varsın gitsin.. dedim. 12 DEV adamımız bırakmadı!!! Çekip koparırcasına aldı bu maçı!! Herkesin diline dolandığı gibi, geçmişte futbol takımımızın da yaptığının aynısıyla, son dakika'da, hatta son salise'de aldılar maçı!! Bu nasıl bir mutluluk, nasıl...
Diyordum ya hep, Dünya Kupası finalinden beri ağlamadım diye.. Dün gece ağlamama neden olan ilk şey Fenerbahçe'nin saçma-salak yenilgisiydi. Sahada yoklardı bile! Neyse, bu konuya daha fazla girmek istemiyorum. Zira sahiden de keyfimi çok kaçırdı... Ardından gelen final gururu inanılmaz bir duyguydu. Tanrı dev adamlarımızı korusun, bu gece bizi kimse kupadan alıkoyamayacak!
Finale saatler kala, sessiz kalmayı seçiyorum...
(A)rtık (B)izi (D)urduramazsınız!!!
Dipnot: Turnuvada finali hak eden iki takım vardı ve şimdi ikisi de finalde.. Başarılar Dev Adamlar! Yüreğimiz, desteğimiz, inancımız, dualarımız her şeyimiz sizinle! Omuzlarınızda büyük yük var, sizden çok şey bekliyoruz ve inanıyoruz, bize final gururunu yaşatacaksınız!!
Diyordum ya hep, Dünya Kupası finalinden beri ağlamadım diye.. Dün gece ağlamama neden olan ilk şey Fenerbahçe'nin saçma-salak yenilgisiydi. Sahada yoklardı bile! Neyse, bu konuya daha fazla girmek istemiyorum. Zira sahiden de keyfimi çok kaçırdı... Ardından gelen final gururu inanılmaz bir duyguydu. Tanrı dev adamlarımızı korusun, bu gece bizi kimse kupadan alıkoyamayacak!
Finale saatler kala, sessiz kalmayı seçiyorum...
(A)rtık (B)izi (D)urduramazsınız!!!
Dipnot: Turnuvada finali hak eden iki takım vardı ve şimdi ikisi de finalde.. Başarılar Dev Adamlar! Yüreğimiz, desteğimiz, inancımız, dualarımız her şeyimiz sizinle! Omuzlarınızda büyük yük var, sizden çok şey bekliyoruz ve inanıyoruz, bize final gururunu yaşatacaksınız!!
Neler Var:
12 Dev Adam,
ABD,
Dünya Basketbol Şampiyonası,
Sırbistan,
Türkiye
9 Eylül 2010 Perşembe
Türkiye ‘Yedi’ Bitirdi!
Delirircesine izledim Türkiye-Slovenya maçını. Nasıl bir istek, nasıl bir hırstı o millilerimizdeki! .Çifte bayram yaşattılar bize, yazımın başından sonuna kadar teşekkür ederim milli futbol ve basketbol takımımıza!
Kabul edelim, turnuvanın başında çeyrek finale kalacağımız yönünde bir beklentimiz yoktu. Artık değil çeyrek final, yedi maçta aldığımız 7 farklı galibiyetle yarı finaldeyiz! 12 Dev Adamınla gurur duy Türkiye! Ancak böyle zevk, böyle neş’e spor denilen oyun!
“Bu maçta Slovenya hiçbir şey yapamadı!” deyip durduk… Nasıl yapsın ki? Aynı dakika içinde defalarca kez hem hücumcu hem savunmacı oynayan kaç takım vardır ki? Daha somut şekilde dile gelsin diye söylüyorum, geçmişin dünya dördüncüsü Slovenya, Türkiye karşısında potada 70’lik bile yapamadı!
Önceki yazımda da belirtmiştim bu duruma anlam veremediğimi… Yine söylüyorum, taraftarın katkısı ve sevgisi büyük! Şampiyonanın kendi evimizde yapılıyor oluşu büyük bir avantaj elbet. Ama zaten yeterince hak etmiyor muyduk?
Bu bir eleştiri, yorum ya da maç anlatım yazısı değil. Bu yalnızca gururdan, mutluluktan, sevinçten akan yaşlarına engel olamadan kaleme alınmış bir “teşekkür” yazısı. Bu takıma, bu oyuna, bu adamlara ne deseniz az! “Türkler uçuyor” dediler, Türkler havalara uçurdu! Dev şampiyonada, dev rekora gidiyoruz. Bir taraftar olarak, “Bize bu kadarı da yeter” diyebilirim elbet; ama demeyeceğim. Millilerimiz yarı finale adını yazdırmışken, bundan daha iyisinin olacağına yönelik inancım artmış durumda. Sizi yürekten kutluyorum dev adamlar! İnancınızı kaybetmeyin; yolunuz açık olsun!
Maç içindeki Slovenya’ya değinecek olursam; eğer bu bir futbol maçı olsaydı, “top onları sevmedi” derdim. Şimdi, “pota onları sevmedi” desem bana gülmezsiniz değil mi?
Slovenya’yı 95-68’lik büyük bir farkla yenen milli basketbol takımımız yarı finalde Sırbistan ile karşılaşacak. Başarılar çocuklar, kalbimiz ve tüm desteğimiz sizinle!
Bu bir skor bayramı, spor bayramı. Kutlu olsun, Hayır'lar getirsin! : ))
Neler Var:
12 Dev Adam,
Dünya Basketbol Şampiyonası,
Sırbistan,
Slovenya,
Türkiye
4 Eylül 2010 Cumartesi
Hiddink: Bizden Önceki Adam
Maçtan bahsetmeden önce, yazıma koyduğum başlığa bir açıklık getirmek istiyorum. G. Hiddink’i bilirsiniz hepiniz. Teknik adamlığı boyunca tertemiz ve doğru bir yolda, çizgisini kaybetmeden ilerledi. Başına geçtiği her milletten her takımın başarı tarihinde elbet ismi yer alır. Çok da şaşalı dönemler geçirmemiş olmasına rağmen futbolu seven ve bilen bir adamdır. Onunla çıktığımız bu yolda, bizlere hala, bizden önceki o temiz yolun aynı teknik adamı olduğunu gösterdi.
Maç öncesi, sırası ve sonrasında devamlı olarak kadro seçimindeki yanlışlardan yakındım. Herkesin Ömer seçimine endişeyle yaklaştığını tahmin edebiliyorum; ben de öyleydim zira. Fakat bunun yersiz olduğunu görmüş olduk, en azından bu karşılaşma için. Aslına bakarsanız başlı başına canımı sıkan, Nihat ve Sabri’nin oyun anlayışları. İkisinin de ne derece bencil oynadığının farkındayım tabii. Sabri’nin hedef tutturmadaki başarısızlığı dillere destan! Nihat’ın ise Beşiktaş gibi bir kulübün zengin kadrosunda yer alıyor olmasını hoş karşılamıyorum. İkisi de saygı duyduğum futbolcular ama oyunlarından memnun değilim! Peki ya Tuncay’a ne demeli? Sizce de Tuncay bu takımın ‘hala’ 10 numarası olmayı hak ediyor mu? Ben bu duruma biraz şüpheyle bakıyorum. Onur iyi ve başarılı bir kaleci, ancak daha çok genç… Emre’nin oyun içindeki saldırgan tavırlarından hiç hoşlanmıyorum arkadaş! Hatırlatayım, bu hareketler her hakeme ve her futbolcuya geçmez, Emre’ciğim. Yol yakınken kendini toparla derim ben. Sence de öyle değil mi? Ve eklemek istiyorum. Diyorum ki Sayın Hiddink, Avrupa Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Ve katılabilmemiz için önümüzde büyük önem taşıyan maçlar var. Eğer o maçlara da bu kadro ile çıkmayı denersen, yolun henüz çok başındayken, kendini en sonda bulabilirsin. Zira bu akşamki gibi bir oyun, kadro ve oyuncu seçimleri, bizi bu şampiyonaya taşımaz, benden söylemesi!
Ayrıca bu maçın çok da tat verici olmadığını sözlerime eklemeden geçemeyeceğim. Bunu bağlayabilecek bir sebep de bulamadım ben. Zaten millilerimiz de maça önem vermiş olsaydı, kaçan goller çok olurdu. Yapmayın arkadaşım, zorlu bir şampiyonaya hazırlanıyorsunuz. Bu kadar salaş ve isteksiz futbol sizi iyi yerlere götürmez. Hadi iyi yeri de geçtim, olduğunuz yerden ayrılamazsınız. Biraz istek, biraz aşk, heyecan be çocuklar! Futbol bunların içinde güzel.
Skora gelecek olursak, sürekli şikâyet ettiğimiz suni çim ve bu oyun anlayışı altında gayet yerindeydi. Bundan iyisi, Lionel Messi; o da bizde olmadığına göre, skoru sevmeli diyorum. Siz ne dersiniz?
Dipnot: Deplasmanlardaki kötü talihimizi de yenmiş olduk böylece, haydi hayırlısı dostlar! Yolumuz açık olsun çocuklar!
Al bi'de burdan yak!
Maç öncesi, sırası ve sonrasında devamlı olarak kadro seçimindeki yanlışlardan yakındım. Herkesin Ömer seçimine endişeyle yaklaştığını tahmin edebiliyorum; ben de öyleydim zira. Fakat bunun yersiz olduğunu görmüş olduk, en azından bu karşılaşma için. Aslına bakarsanız başlı başına canımı sıkan, Nihat ve Sabri’nin oyun anlayışları. İkisinin de ne derece bencil oynadığının farkındayım tabii. Sabri’nin hedef tutturmadaki başarısızlığı dillere destan! Nihat’ın ise Beşiktaş gibi bir kulübün zengin kadrosunda yer alıyor olmasını hoş karşılamıyorum. İkisi de saygı duyduğum futbolcular ama oyunlarından memnun değilim! Peki ya Tuncay’a ne demeli? Sizce de Tuncay bu takımın ‘hala’ 10 numarası olmayı hak ediyor mu? Ben bu duruma biraz şüpheyle bakıyorum. Onur iyi ve başarılı bir kaleci, ancak daha çok genç… Emre’nin oyun içindeki saldırgan tavırlarından hiç hoşlanmıyorum arkadaş! Hatırlatayım, bu hareketler her hakeme ve her futbolcuya geçmez, Emre’ciğim. Yol yakınken kendini toparla derim ben. Sence de öyle değil mi? Ve eklemek istiyorum. Diyorum ki Sayın Hiddink, Avrupa Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Ve katılabilmemiz için önümüzde büyük önem taşıyan maçlar var. Eğer o maçlara da bu kadro ile çıkmayı denersen, yolun henüz çok başındayken, kendini en sonda bulabilirsin. Zira bu akşamki gibi bir oyun, kadro ve oyuncu seçimleri, bizi bu şampiyonaya taşımaz, benden söylemesi!
Ayrıca bu maçın çok da tat verici olmadığını sözlerime eklemeden geçemeyeceğim. Bunu bağlayabilecek bir sebep de bulamadım ben. Zaten millilerimiz de maça önem vermiş olsaydı, kaçan goller çok olurdu. Yapmayın arkadaşım, zorlu bir şampiyonaya hazırlanıyorsunuz. Bu kadar salaş ve isteksiz futbol sizi iyi yerlere götürmez. Hadi iyi yeri de geçtim, olduğunuz yerden ayrılamazsınız. Biraz istek, biraz aşk, heyecan be çocuklar! Futbol bunların içinde güzel.
Skora gelecek olursak, sürekli şikâyet ettiğimiz suni çim ve bu oyun anlayışı altında gayet yerindeydi. Bundan iyisi, Lionel Messi; o da bizde olmadığına göre, skoru sevmeli diyorum. Siz ne dersiniz?
Dipnot: Deplasmanlardaki kötü talihimizi de yenmiş olduk böylece, haydi hayırlısı dostlar! Yolumuz açık olsun çocuklar!
Al bi'de burdan yak!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








