Bekir İrtegün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bekir İrtegün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ağustos 2012 Perşembe
Gerçekten Egemen Mi?
Eğer bir sonraki gün maç olduğunu bilip gece heyecandan uyuyamıyor ve maç sonu içinizde binbir sıkıntı ile aynı yatağa uykusuz dönüyorsanız, geçmiş olsun.
Siz de Fenerbahçelisiniz.
Kadıköy'de nasıl bıraktıysak Fenerbahçe'yi, dün yine öyle bulduk. Farklılıklar da vardı elbet. Mesela orta saha yoktu dün. Günlerce bas bas bağırıp “Emre'yi göndermeyin” derken bunu bilerek konuşuyorduk işte. Daha ilk resmi maç diye defansa çekilebilirsiniz ama kısa sürede pes edersiniz. Çünkü Mehmet Topal'ı biliyor, tanıyoruz. Ve hepimizin bildiği bir başka şey ise, Emre'nin topal halinin bile Mehmet'ten iyi olacağı...
Sahada güzel şeyler de vardı. Binbir umur Alex vardır mesela. Sanki onuncu sezonunda Fenerbahçe forması giyiyor olan Kuyt vardı sonra. Bekir bir de... Hasan Ali içinse ayrıca bir parantez açmak istiyorum. Adam o kadar rahat, o kadar iyi oynuyor ki! Onun oyunu karşısında bana sadece bozulmamasını dilemek kalıyor.
Ancak dün sahada öyle çok yanlış vardı ki, güzelliklerin üstü de çabucak örtüldü. Yazının başlığına bakıp, Egemen'den bahsedeceğimi düşündünüz değil mi? Ama hayır, bahsetmeyeceğim. Maç esnasına Egemen kendinden öyle çok bahsetti ki, bana gerek bile kalmadı.
Bizim en büyük sorunumuz ne, biliyor musunuz? Hataları söylemekten kaçınmak. Evet, belki bizler söyleyince ya da yazıp çizince bir şeyler değişmeyecek ama hatanın üstünü tekrar tekrar örtmek, hata yapmaktan daha acımasız.
Bazı kritik maçlar vardır Aykut hoca, ben o maçlarda düzen ve saha futbolu istemem. İyi futbol umurumda bile değildir. Öyle önemlidir ki mesela o maç, ben sadece iyi skor isterim senden. Hoş, bunu ne zaman istesem ikisine de sahip olamıyorum.
En çok da bu geçen iki ay içinde takımın kampta ne yaptığını merak ediyorum hocam. Ateş başı kafası mı?
Son olarak Vaslui takımına değinecek olursam, geçmişi dar bir kulüp olduğundan sanırım, takımın futbolcuları da profesyonellikten oldukça uzaktı. Maçın %40'ını yerde yatarak geçirdiler. Hakem mi? Elbette kart çıkartmadı. Söz konusu Fenerbahçe olunca, rakip hiçbir zaman tek olmuyor ne yazık ki.
Bazen yanlış seçimler ve bu seçimlerin doğurduğu hatalar, bazı horozları kendi çöplüğünde ötmeye mecbur bırakır. Ne diyelim; kendi çöplüğümüzün dar geleceğini anlayıp, ona göre oynayacağınız bir rövanş maçı olsun..
Neler Var:
Alex,
Aykut Kocaman,
Bekir İrtegün,
Dirk Kuyt,
Egemen Korkmaz,
Emre Belözoğlu,
FC Vaslui,
Fenerbahçe,
hakem,
Kadıköy,
Mehmet Topal
6 Haziran 2011 Pazartesi
Belki de Yanlış Tercih
Geçtiğimiz sezon başımıza gelen talihsiz olay, tüm taraftarı yıkılmanın eşiğine getirdi. Futboldan anlamayan zihniyetlerin bile diline dolandı yaşadıklarımız, geçmişi özler olduk. Futbolu sadece yenilen takıma laf söyleme şeklinde bilenler vardı bir de, onlardan bahsetmek bile istemiyorum! Zorlu bir dönemden geçtik, daha da zoru bekliyordu bizi aslında.
Sezon başında en büyük transfer oldu Aykut Kocaman. Fenerbahçe’nin eski golcüsü, yeni golcüler yetiştirmek için geldi geçti takımının başına. Umut var mıydı? Hayır. Nasıl olabilirdi ki? Küsmüştük takımımıza, gözlerde yaş kalmamıştı sayesinde… Bir de yerli hoca rezilliği vardı ki ülkemiz futbolunda, anlatmakla bitecek gibi değil. Peki, bunca karmaşanın arasında nasıl olur da yerli hoca gelir dedik. Ve dediğimiz de yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Hepimiz kabul edelim, sezona berbat başladık! Avrupa’da içimize çektiğimiz havayı İstanbul’a verdik, turumuz o denli kısaydı yani. Uzun bir bocalama döneminin ardından toparlandık, Türkiye Kupasından elenişimize denk geliyor toparlanma dönemimiz. Sonra ne mi oldu? On binlerce insan hep bir ağızdan şükür ve minnet yağdırdı Aykut Kocaman’a. Maç esnasındaki kritik değişikliklerinden tutun da, bugüne dek kimsenin şans vermediği alt yapı oyunlarını oynatmasına kadar, mantığıyla ve duruşuyla Fenerbahçe’ye en çok yakışan adamlardan biri oldu. Ve en nihayetinde kupayı kaldırma sevincini de başta taraftarına, futbolcusuna ve kendisine yaşatmış oldu.
Buraya kadar her şey normal, iyi, güzel… Lakin işin “bundan sonrası” var ki, en zoru o aslında. Bir kere oluşturduğun takımı aynı sağlamlıkta tutmak zorundasın. Futbolcularını korumalı, yeni adamlarla desteklemelisin. Gidecekler listesi isabetli olmalı, zira gitmesi gerek çok futbolcu yok takımımızda. Sonra bir de, aynı istikrar ve azimle yönetmeye devam etmelisin takımını. Buradan bakınca çok zormuş gibi görünebilir. Ama bunlar, Aykut hocanın yapamayacağı şeyler değildi. En azından ben öyle düşünüyordum. Ta ki Okan Alkan transferine kadar. Uzun zamandır takımda bulunan Okan, Fenerbahçe’nin en genç yeteneklerinden biri. Zaten sizler de kendisini tanıyorsunuzdur. İzlediğiniz kadarıyla da futbolunu hatırlıyorsunuzdur. Ama hala kim olduğunu çıkartamadıysanız, en güzel örneğiyle hatırlatayım size. Alex’e gol asisti yapan adam desem? Hatırladınız değil mi? İşte sen güzel, iyi, akıllı hocam Aykut, git böyle güzel yeteneklere sahip bir çocuğu ver Kayserispor’a. Hem de ne için? Orada biraz pişsin, maçlara ilk 11’de çıksın, daha çok oynasın diyeymiş. Bırakın, yapmayın yahu! Bu adam Alex’le antrenman yapınca mı daha iyi olur, yoksa Kayseri’de kalınca mı? Cevap oldukça açık bence. Sen Bekir’i bırak Gökhan Gönül’ün yedeği diye, hatta yanına Orhan Şam’ı da ekle, ama hepsinden daha iyi bir geleceğe sahip bu çocuğu yolla. Olacak şey mi! Bir de Gökay meselesi var ki, o konuya hiç girmeyeyim. Düşündükçe üzülüyorum zira.
Kocaman hayallerimizin umudu, Kocaman hayallerimizin gururu oldu. Şimdi ben yine oturmuş, senin kararlarını tartışıyorum kendi içimde. Sezon boyunca hangimizin haklı olduğunu göreceğiz. Gönül ister ki, Okan orada büyük işler yapsın. Ama sonu burada olacak o çocuğun, demedi deme! Fenerbahçe’de yetişen bir adamın başka yerlere gitmesinden hiç hoşlanmıyorum, gerçekten!
Belki de yanlış tercih yapıyorsundur Aykut hoca, ne dersin?
Neler Var:
Alex,
Aykut Kocaman,
Bekir İrtegün,
Fenerbahçe,
Gökay Iravul,
Gökhan Gönül,
Okan Alkan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


