Lefter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lefter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2012 Salı

Formanız Kimden Geliyor?


Forma onurdur. Bir azmin en somut örneğidir.

Forma terler, forma ağlar, forma yüce olup göklere çıkar.

Hakk’tan gelir forma, sonu Hakk’tır yine, geldiği gibi.

Rengi ne olursa olsun, şereftir forma, namustur. Her takımın forması kutsaldır.


Sen dünyanın en iyi futbolcusu olabilirsin.

Dünya devlerini dizgine getirebilirsin.

Sen ki, formanın en büyük adamı bile olabilirsin.

Goller atarsın, asistler yaparsın.

Attıkça sevinir, attırdıkça kral olursun.

Ama bir Metin Oktay olamazsın mesela, bir Lefter, bir Baba Hakkı olamazsın. Belki kariyer olarak ondan çok daha iyi olursun, ama onun taşıdığı formayı, onun gibi taşıyamadığın sürece, hiçbir şey olamazsın.

Sana, attığın golden sonra “sevinme” diyen olmadı.

Sevin, bağır, eğlen.

Ama Metin Oktay’ın formasına yakışır şekilde sevin.

O yüce adamların adım attığı sahada, onların giydikleri formayla sen hiç gocunmadan köpeğe yatabiliyorsan ve taraftar bunu görmezden gelip sadece sen gol attın diye sevinebiliyorsa, burada bir terslik var.

Kemikleri sızlıyordur Metin Oktay’ın. Ondan sonra gelenlerin, formayı böyle kullanacağını bilseydi, eminim hiç gitmezdi.

Canın daha da acıyacak Taçsız Kral. Sana yakışmayan şeyler oluyor sahada. Senin forman “köpek” oluyor golden sonra, senin arman “hiç” oluyor tribündeki bestelerden sonra. Yazıktır ki, takımın hala 11 kişi oynamayı öğrenemedi. Hakemleri yanına çekip, 12 olmayı sevdi onlar.

Ey taraftar!

Senin forman nereden geliyor?

13 Ocak 2012 Cuma

Milyonlarca Eksiğiz Artık



En son sesim konuşmaya yetmediğinde, her cümlem hıçkırıkla bölündüğünde aylardan Temmuz’du.
Şimdi ise, kelimeleri bile toparlayamadığım bir vakitteyim…

Biliyor musun, ben seni hiç izlemedim. Gol attığına sevinemedim, çünkü sen gol attığında ben henüz doğmamıştım.

Futbolunu tanımadım ama senin adınla büyüdüm.

İlk sarı lacivert çubuklum, dedemden kalmaydı. Bir hayli de eskiydi aslında.

İlk formamda sana ait bir şey yoktu ama ruhun işlemişti bir kere çubukluya.

Gazeteden özenle kestiğim harflerle yazmıştım adını odamın duvarına. Okumayı beş yaşımda öğrendiğimde, duvarlara Fenerbahçe yazıyordum ben.

Sen bilmiyorsun ama seninle büyüdüm ben.

Maç günleri dedemin keyifle anlattığı o yüce adamlardandın sen de.

Hiç bıkmadan, usanmadan “dede, bir daha anlatsana!” dediğim çubukluydun.

Ne dinini bildim ben senin ne de yakıştıramadıkları milliyetçiliğini.

Siyah beyaz posterlerimde, seçemediğim yüzün kazınmıştı hafızama.

Seni ilk ve son görüşüm, 2011 kışına denk geliyor. Bir Şubat ayında, dizlerim titreyerek elini öptüğüm gün kazınmıştı ardından hafızama.

Küçükken heyecanlanma sebebimdin. Şimdi ise gözümden akan yaşın, kalbimi acıtan sızının sebebisin…

Ölüm soğuk, ölüm adil değil. Ve aslında hiçbir şey bu kadar kolay olamaz. Bilmiyorum. Bana kalırsa, hiçbir acı ölümü dindirecek kadar aciz değildir...

Ne kaybedilen bir şampiyonluğa benzer bunun acısı ne de seni bana sevdiren dedemin ölümüne.

Öylesine eksiğiz ki artık. Nasıl ayakta kalır, nasıl savaşırız…

Kimi düşünür de sıkı sıkıya tutunuruz şampiyonluğa. Kar, kış demeden kimi ziyaret ederiz? Niye gideyim ki ben artık Büyük Ada’ya? Adının yazdığı sokaklardan geçerken, kim engelleyebilir ki gözümden akan yaşı…
Şimdi sen de gittin, milyonlarca eksik kaldık. Hiçbir isim tamamlayamaz artık bizi. Yetersiz kalır sıfatlar, buz gibi heykeller.

Gel gitlerin arasında yeni bir yaşam kuracağız sensiz. Zor olacak, biliyorum. Acımız büyük. İnsana en çok koyan da bu oluyor. Bir yerde, birileri için hayatın kaldığı yerden devam etmesi.

Bizim için de edecek elbet. Ama sen boğazlarda düğüm, gözlerde yaş, kalplerde, tribünde ve sahada milyonlarca eksiğimiz olarak kalacaksın.

Canım acıyor Lefter.

Birazdan odama gideceğim.

Posterinin asılı olduğu duvara bakacağım uzun uzun, ölümlere sövüp, gidişine ağlayacağım.

Çubukluya sarılıp uyurum belki.

Tanrı’nın işine karışılmaz ama o defter hiç dolmayacaktı Lefter.

Gözümden akan, sana ulaşan yaşların tümü helaldir…

Büyük adamlar ölmez, sen de ölmeyeceksin Lefter.  Hep bizimle, hep çubukluyla kalacaksın…

Seni en güzel halinle hatırlayacağım şimdi. Dedemin anlattığı, en güzel gollerinle.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...