Lugano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lugano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2011 Çarşamba

Doğum Günleri


Canım Başkanım! Sana inanmayanlara, Fenerbahçe düşmanlarına ve yapılan haksızlıklara rağmen her zaman yanındayız ve hiç ayrılmayacağız. Biliyoruz, sen de bizimlesin. Kalbin hala bizim için atıyor. Onca zorluğu Fenerbahçe sevgini kaldıramayanlar yüzünden çekiyorsun. Varsın olsun, hepsi geçecek. Sen yine dimdik oradan çıktığında, hepimiz seni bekliyor olacağız.

Büyük Başkan, sana yakışmayanları yaşatanlara bunun bedelini ödeteceğiz bir bir. Sen, iyi ki varsın! Nice "onurlu" ve Fenerbahçeli yıllara!

Önemli olan kimin ne kadar darbe aldığı değil, kimin ayakta kaldığıdır. Unutma, biz hala ayaktayız!




Ruhu hala Fenerbahçeli olan hırçın çocuk! Bizden uzaklardasın belki ama biliyoruz, bir gün dönüp geleceksin. Nice mutlu senelere! Çubuklu'nun ruhu aklından hiç çıkmasın!

31 Ocak 2011 Pazartesi

Kadıköy'de Kolbastı Oynanmaz!


Kupadan çıkışımızla tüm umutlarımı elimden alan Fenerbahçe, artık hiçbir ihtimali olmamasına rağmen geçtiğimiz kupa maçında şimdiye kadar gizlediği o özlenen futbolunu izletti bizlere. Daha çok yedeklerle çıkılan maçta lig için umut veren Fener, Trabzonspor karşısında beklenenden fazlasını verdi diyebilirim.

Bu maçı almaya, üç puan kazanmaya ve liderlik yolunda yürüdüğümüzü unutturmamaya çok ihtiyacımız vardı. Futbolculardan tutun da, taraftar dahil herkes pür dikkat maç saatine kilitlenmiş, gol çığlıklarının atılacağı anı bekliyordu. Bu durumu iyi değerlendiremeyen Trabzonspor, hiçbir atak ve pres yapamayıp isteksiz bir futbol sergileyerek maçı avuçlarından akıttı. Maça istekli ve hızlı başlayan taraf olan Fenerbahçe ise oynadığı umut verici futbolun meyvesi olarak liderle arasında olan puan farkını dörde indirdi.

Futbolcuların oyunlarını özellikle inceleyecek olursam, kalecilerin hakkını bir numaraya taşıma konusunda ısrarlı olduğumu belirtmeliyim. Bana göre Onur, hiç itirazsın Türkiye’nin gelecek vadeden en iyi kalecisi. Hatta biraz daha deneyimi olsa, Volkan yerine milli takımın birinci kalecisi olmayı hak ediyor bile diyeceğim yani; öyle çok beğeniyorum onun futbolunu! Volkan’a geçerken aradaki ince ayrıntıyı da kaçırmamalıyım. İyi, güven verici, güçlü ve dikkatli bir kaleci o: panterimiz bizim. Ama bir kaleci asla tek başına yeterli değildir. Futbol, takım oyunudur ve Trabzonspor’un buralara kadar gelmesinde kalecilerin katkısı büyüktür. Fenerbahçe ise, defans ve kaleci arasındaki uyumun en temiz örneğidir.

Trabzonspor hiçbir atak yapamadı dedim, zira maçın başından sonuna dek istekli ve hırslı oynayan taraf Fenerbahçe idi. Doksanıncı dakikaya kadar pres yapan bir Emre vardı sahada, oyun zekasını yine konuşturan Kaptan, maç öncesi yürekleri ağızlara getirip maç başladığında attığı golle “ben iyiyim” mesajı veren Niang, “en iyi futbolcu mevkii defans olup golü atandır” deyimimi hep en iyi şekilde gösteren Lugano, savunmada her zamanki gibi üstüne düşenin en iyisini yapan Yobo ve kısacası iyi hazırlanmış bir Fenerbahçe ile kazanmaya odaklanmış futbolcular vardı sahada.

Bilirsiniz, hakemlerden konuşmayı çok sevmem. Ve yine bilmelisiniz ki, Bünyamin Gezer’in maç yönetme şeklinden de hiç hoşlanmam. Bu maça yine o sert mizacını takınıp geçmişti. Maçta on sarı kart ve tam üç tane kırmızı kart göstererek, saha içerisinde gerilim yaşanmasına sebep oldu.

Bir taraftar olarak, bu satırları yazarken duyduğum sevinci az çok tahmin edersiniz. Öyle huzurlu ve öyle keyifliyim ki, değil şampiyonluk, dibe vurmak dahi umurumda değil. Bu maçla hepiniz bir kez daha gördünüz, Fenerbahçe ölmedi ve adım adım yükselmeye devam ediyor. Bundan sonra ne olur, kazanmaya devam eder miyiz maçları, yoksa tıkanıp kalır mıyız bilmiyorum. Şuan için tek bildiğim, iyi futbolun umut verdiği. Yendiğimiz için değil, gerçekten inanarak ve isteyerek oynadığımız için bu kadar huzur doluyum.

Son olarak maçı toparlamam gerekirse, Trabzonlulara sözlerim olacak…

Birincisi, Kadıköy’de kolbastı oynanmaz, Fenerbahçe evine gelen misafirini golsüz yollamaz diyerek geçtiğimiz sezon aldığımız ağır Trabzon yenilgisinin yaralarını sarmış olduk.

Ve unutmayın, size her yer Trabzon olabilir ama burası Kadıköy!

22 Eylül 2010 Çarşamba

Hatunlar Şanslı Beyler!

Şanslılar tabii ya! Takmışlar kollarına bizim Fenerbahçemizin "yakışıklılarını" gönül rahatlığıyla poz veriyorlar. Ah seveceksen, öleceksen, böylelerine öl arkadaşım. Futbolcu olsun, futbolcu!

Bakınız, Volkancığımızın düğününden. Fenerbahçe resmi sitesi'nden ç/alıntı fotoğraflar : )




Mutluluklarr! : ))

1 Eylül 2010 Çarşamba

Yoboo !

Evvet! İşte transferde son nokta! Fenerbahç takımında en çok yakındığım savunmadaki boşluk oldu sürekli. Tamam, Lugano iyi hoş. Onsuz zaten takımı düşünemiyorum. Fakat Bilica'yı yanına çok da yakıştırmıyordum, bilen bilir. İşte bizim bayıla bayıla eleştirdiğim sevgili yönetimciğimiz, kafayı siyahi futbolculara taktığını son transferiyle de kanıtlamış oldu. Lugano'nun yanına, aynı onun oyun karakterinde bir defans oyuncusu aldık, çok da iyi ettik! E bundan iyisi, Lionel Messi artık. Ufak ama pürüzsüz transferlerimizle kapattık bu dönemi. Vatana-millete, takıma futbolcuya, taraflıya tarafsıza hayırlı uğurlu, bol gollü pozisyonlu olsun inşallaaaaah! : ))
Üstelik ben çok severim gol attığında kendine ha sevinçlerle taraftarı tetikleyen oyuncuları! Tipine kurban adamım!

Aslında o değil de, Guiza hala gidemedi arkadaş, ne bahtsız adammış. Top toplayıcılarımızda bir açık varsa, yerleştiriversek onu da, bi' işin ucundan tutsun garibim. Yo, hayır. Dalga geçmiyorum tabii! : )

6 Temmuz 2010 Salı

Uruguay - Hollanda

Harikaydın oğlum Hollanda, ha-ri-ka ! Bak üşenmedim, hecelerine ayırdım harikalığını.

Tanrım. Dilerim her futbol "tutkunu" bu maçı izlemiştir. Tamam kabul. Başta çok sıkıcı gibi gözükse de son 90+3 te canlandı maç! Hem de ne canlanma ama!

Maçın ilk golü, Hollanda'nın ayağından çıktı. Topu filelerle buluşturan futbolcu ise sahadaki herkes kadar şaşkındı.Maçın ikinci golü Uruguay'dan, ilk golün kopyası şeklinde, Forlan'dan geldi. Ahh. Lugano'm. Kalktı, sevincini takım arkadaşlarıyla paylaştı.İzlemeyenlere dipnot, Lugano sakatlığı nedeniyle bu maçta yoktu. Yokluğu da hissedildi doğrusu. İkinci yarıya deyim yerindeyse "fırtına" gibi başlayan Hollanda, ard arda 2 golü de buldu.

Biz tam her şey bitmiş derken, 90+1 de duran toptan gelen gol Uruguaylıları heyecana boğdu. Maç 2-1 olmuştu. 3 dakikalık duraklamayı neredeyse 6 dakikaya çıkaran hakem desteği de maçın uzatmalara gitmesini sağlayamadı.



Skor: Uruguay 2 - 3 Hollanda



Ps: Yarın için susuyorum!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...