Geçtiğimiz sezon başımıza gelen talihsiz olay, tüm taraftarı yıkılmanın eşiğine getirdi. Futboldan anlamayan zihniyetlerin bile diline dolandı yaşadıklarımız, geçmişi özler olduk. Futbolu sadece yenilen takıma laf söyleme şeklinde bilenler vardı bir de, onlardan bahsetmek bile istemiyorum! Zorlu bir dönemden geçtik, daha da zoru bekliyordu bizi aslında.
Sezon başında en büyük transfer oldu Aykut Kocaman. Fenerbahçe’nin eski golcüsü, yeni golcüler yetiştirmek için geldi geçti takımının başına. Umut var mıydı? Hayır. Nasıl olabilirdi ki? Küsmüştük takımımıza, gözlerde yaş kalmamıştı sayesinde… Bir de yerli hoca rezilliği vardı ki ülkemiz futbolunda, anlatmakla bitecek gibi değil. Peki, bunca karmaşanın arasında nasıl olur da yerli hoca gelir dedik. Ve dediğimiz de yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Hepimiz kabul edelim, sezona berbat başladık! Avrupa’da içimize çektiğimiz havayı İstanbul’a verdik, turumuz o denli kısaydı yani. Uzun bir bocalama döneminin ardından toparlandık, Türkiye Kupasından elenişimize denk geliyor toparlanma dönemimiz. Sonra ne mi oldu? On binlerce insan hep bir ağızdan şükür ve minnet yağdırdı Aykut Kocaman’a. Maç esnasındaki kritik değişikliklerinden tutun da, bugüne dek kimsenin şans vermediği alt yapı oyunlarını oynatmasına kadar, mantığıyla ve duruşuyla Fenerbahçe’ye en çok yakışan adamlardan biri oldu. Ve en nihayetinde kupayı kaldırma sevincini de başta taraftarına, futbolcusuna ve kendisine yaşatmış oldu.
Buraya kadar her şey normal, iyi, güzel… Lakin işin “bundan sonrası” var ki, en zoru o aslında. Bir kere oluşturduğun takımı aynı sağlamlıkta tutmak zorundasın. Futbolcularını korumalı, yeni adamlarla desteklemelisin. Gidecekler listesi isabetli olmalı, zira gitmesi gerek çok futbolcu yok takımımızda. Sonra bir de, aynı istikrar ve azimle yönetmeye devam etmelisin takımını. Buradan bakınca çok zormuş gibi görünebilir. Ama bunlar, Aykut hocanın yapamayacağı şeyler değildi. En azından ben öyle düşünüyordum. Ta ki Okan Alkan transferine kadar. Uzun zamandır takımda bulunan Okan, Fenerbahçe’nin en genç yeteneklerinden biri. Zaten sizler de kendisini tanıyorsunuzdur. İzlediğiniz kadarıyla da futbolunu hatırlıyorsunuzdur. Ama hala kim olduğunu çıkartamadıysanız, en güzel örneğiyle hatırlatayım size. Alex’e gol asisti yapan adam desem? Hatırladınız değil mi? İşte sen güzel, iyi, akıllı hocam Aykut, git böyle güzel yeteneklere sahip bir çocuğu ver Kayserispor’a. Hem de ne için? Orada biraz pişsin, maçlara ilk 11’de çıksın, daha çok oynasın diyeymiş. Bırakın, yapmayın yahu! Bu adam Alex’le antrenman yapınca mı daha iyi olur, yoksa Kayseri’de kalınca mı? Cevap oldukça açık bence. Sen Bekir’i bırak Gökhan Gönül’ün yedeği diye, hatta yanına Orhan Şam’ı da ekle, ama hepsinden daha iyi bir geleceğe sahip bu çocuğu yolla. Olacak şey mi! Bir de Gökay meselesi var ki, o konuya hiç girmeyeyim. Düşündükçe üzülüyorum zira.
Kocaman hayallerimizin umudu, Kocaman hayallerimizin gururu oldu. Şimdi ben yine oturmuş, senin kararlarını tartışıyorum kendi içimde. Sezon boyunca hangimizin haklı olduğunu göreceğiz. Gönül ister ki, Okan orada büyük işler yapsın. Ama sonu burada olacak o çocuğun, demedi deme! Fenerbahçe’de yetişen bir adamın başka yerlere gitmesinden hiç hoşlanmıyorum, gerçekten!
Belki de yanlış tercih yapıyorsundur Aykut hoca, ne dersin?
