Reto Ziegler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Reto Ziegler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2013 Perşembe

Sussam Olmuyor, Susmasam Olmaz





Futbol ne garip şey.

An geliyor en büyük tutkun oluyor, an geliyor nefretin. Hüznün de onunla, sevincin de. Farkına varmıyorsun belki ama zamanla hayatın oluyor.

Ya biz taraftarlar olarak çok nankörüz ya da futbol tam anlamıyla bunu gerektiriyor.

Transfer dönemi demek, özellikle son zamanlarda, Fenerbahçeliyseniz dert demek, endişe demek. Geçen koskoca sürenin ardından bence Fenerbahçe takımı adına sorulması gereken tek bir soru var: Bir şeyin yanlış olduğunu görmek için, illa o yanlışı deneyimlemek mi gerekiyor?

He eğer bu sorunun cevabı evet olacaksa, pek sevgili Aykut hoca Alex’imizi gönderirken yaptığı hatayı ne zaman fark edecek? Emre’de yaptığı hatayı fark etmesi çok uzun zaman almadı ama kasadan yüklü miktarda para almış oldu. Gereksiz bir Mehmet Topal transferi özellikle de.

Emre’nin gidişi ve dönüşü arasındaki süre kısa gibi gözükebilir ama bize o kadar çok şey kaybettirdi ki. 
Takımda sesi çıkan, ağırlığı olan futbolcular değiştir. Bu da takımı “Fenerbahçe” kimliğinden uzaklaştırdı.

Garip bir dönem geçirdik anlayacağınız.

Gerçi asıl garipliği şimdi yaşıyoruz. Transferde yönetimin tek yaptığı: Ctrl + Z

Reto’nun gelmesine taraftarın büyük kısmı karşı çıkıyor. Ben bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyorum. Lefter’in cenazesindeki ve Süper Final maçlarındaki Galatasaray’a attığı golden sonraki Reto’yu düşününce, biraz yumuşuyorum.

Geçen zaman bize Salih’i kazandırdı. Beykan için erken konuşmak istemiyorum. Daha nice güzel çocuklarımız var A2 takımımızda. Zamanla hepsi çalıştıkları takdirde A takıma yükseleceklerdir elbette.

Yönetimle taraftarın arası bozuk. Nasıl olmasın ki? Verilen sözler tutulmuyor, yıllardır bile bile bazı şeylere göz yumuluyor ve hala bizlerden sabretmemiz bekleniyor.

Sussan yönetim yalakası, konuşsan Fenerbahçe düşmanı, Alex’i destekleyip sevsen, hain.
Söylenecek öyle çok şey var ki.

Şimdi ben tüm bunları buraya yazsam olmuyor, yazmasam olmaz…

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Bir Sevda Ki, Kocaman



Ne kadar çok severse, o kadar çok canı acıyormuş insanın. Ve ne kadar inanırsan, o kadar çok kanarmışsın işte.
Bir gözümün kapandığı anı hatırlıyorum, bir de bunları yazmak için açtığım anı.
Bu öyle garip bir histi ki. İlk kez gerçek anlamda öldüğümü hissettim.

Stat çıkışındaki kalabalık, yalpalayarak yürümeye çalışmam, Reto'nun gözyaşları, Volkan'ın orta sahada atak başlatması, etrafımda ağlayan binlerce Fenerbahçeli, insanları iterek arabaya ulaşma çabam, Alex'in kulübedeki korkusu ve bir ses. Tek bir ses, aşina olduğum bir koku ve tüm tanımlarından, duruşundan, tarihinden sıyrılan şampiyonluk maçı...

Yere düşüyorum. Türk polisi dediğiniz üniformalı kurşun sıkıyor havaya. Bana isabet eden biber gazı...
Sonra hastanede açıyorum gözlerimi. Uyandığımda hala ağlıyorum.

İlk kez şampiyonluğu kaybetmiyoruz, ama ben ilk kez ülkeme olan sevgimi kaybediyorum. 


3 Temmuz'dan acı mı derseniz, elbette değil.
Önceden kurgulanmış şampiyonluklar acıttı mı diye sorarsanız, asla.
Ben hala, her gün 3 Temmuz 2011 Pazarının sabahına uyanırken, canımı feda etsem çok mu Fener yolunda?

Bunları yazdıktan az bir vakit sonra hastaneden çıkıyorum. Saat sabah üçe geliyor. Üzerimde hala Çubuklu formam var. Biraz tozlanmış, ama bir şey olmaz. Buradan çıkıp gittiğimde başım dimdik oluyor yine. Senin de öyle olsun Fenerbahçeli! Biz ne şampiyonluklar gördü varsın bu da gitsin. Onurumuza, rengimize ve sevdamıza zarar gelmesin yeter.

Zaten o malum günden bu yana, hangi sevincimizi dolu dolu yaşayabildik ki?
Deplasmandan defalarca galibiyetlerle dönen takımımızı karşılarken, kimin aklında başkanımız yoktu ki?

Çok zor günlerden geçtik. Adım adım zafere koştuk, pes etmeden, yılmadan, daima savaşmaya devam ettik.
Düştüğümüz de oldu üstelik. Saha içinde 30 milyonun dizine dikiş atıldığı, 20 milyonun ayağına kramp girerken, geri kalan 10 milyonun onları tedavi ettiği de oldu.


Gözlerimizi sislerle kapattıklarında dahi, karanlığın ardındaki ışığı, doğan güneşi görebildik.

Sazlı sözlü karşılamalar, halaylar türküler, kupalar şampiyonluklar değildi beklediğimiz. Bize şimdi şuanda Başkanımızı verseler, hepsinden daha değerli aslında...

Ne diyorsuk?

"Bazen hüzün vardır, bazen mutluluk. Fener sevgisinin adı konamaz! Ne kupa büyüklüğü ne şampiyonluk..."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...