Nihat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nihat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2010 Cuma

Q7 Düştü Kalktı, Maç Bitti

Kupa maçının grup ayağında olmayacak skorlar, goller, pozisyonlar izledik. Hayal kırıklığımı başlatan Fenerbahçe, kupaya artık tamamen küstüğünü göstermiş oldu. Olmuyorsa olmuyor, zorlamanın anlamı yok diyerek baştan resti çekti. Galatasaray iyi etti, hoş etti dedik. Sıra geldi “devler transferi” yapan Beşiktaş’a. Gülüyorum bakın, gerçekten bu satırları yazarken gülüyorum. Sebebini anlatacağım, az biraz sabır.



Taraftar olmakla taraftarı olduğun takımı “sevmek” arasında sahiden de fark varmış, zaman öğretiyor bunu. Taraftar olmak, bir başka takımın eksiklerini görerek ona çamur atmak değil, kendi takımın eksikleri nasıl çözebileceğini düşünmektir. Kaybettiğin maçta hakeme laf söylemek değil, oynamayan futbolcunla oynayanı ayırt edebilmektir. Taraftar olmak, futbol ve futbolcu kalitesini bilmektir arkadaşım! İki iyi transfer yaptınız, Fenerbahçe’nin miadı geçmiş Guiza’sıyla sağlı sollu dalga geçtiniz diye, “Oo büyüksün abi, iyi de taraftarsın he!”yi hak edecek değilsiniz! Devamlı olarak aynı şeyi söylüyorum evet, ama sabır falan yok artık bende. Zira dönüp dolaşıp aynı yere gelmemin sebebi de, taraftar bilinçsizliği. Ne diyorum, bunu ilerleyen günlerde sıkıca kaleme alayım öyle konuşalım. Şimdi hızlıca ileri sarıp maça dönelim…

Maç boyunca Beşiktaş’ın elde ettiği kadar pozisyonun yarısı Antep’te olsaydı, inanın bu maçın skoru bambaşka olurdu. Arkadaşım insan ayağına gelen topun bir tanesini bile mi kaleye atamaz? Yuh dedim kısaca ben, sahiden yuh!

Q7 ile başlayayım… Adam maç boyunca yerdeydi neredeyse. Ona buna çarpıp devamlı olarak düştü, sonunda da hakemden kartı gördü! Oh dedim, mis gibi oldu. Hiç kusuruma bakmayın valla, törpüleyemem bu maç için dilimi. Kalemime geleni yazacağım, kızan kızsın arkadaşım!

Sonra Bobo, Nihat bir de… Top sevmedi desem, sen isabetli atamadıktan sonra top nasıl sevsin? Anlayacağınız bu akşamki maçta isteksizdi Beşiktaşlı futbolcular. Bir hayli keyifsiz, tutuktular. İşime geldi doğrusu, çatır çatır oynayan Uğur Tülemen’imi izledim ben de, keyfime diyecek yoktu! Antep’in tam doksana gelen golü hiç beklenmedik ve bir o kadar da şıktı, alkışı hak etti.

Kazım’ı da söylemeden olmaz. “Kalede Kazım.” denildikten sonra hafiften bir irkildim ama bunun boşa olduğunu maç esnasında gayet iyi anladım. Kaleyi erken terk edişleri biraz hatalıydı ama maçı toparlamayı bildi. Kısacası, Antep’in istikrarını koruduğu avantajlı bir maç oldu. Beşiktaş’ın maça çok da önem vermediği için böyle isteksiz olduğunu düşünsem de, kızmaktan kendimi alamadım.

Maç esnasında düşünceli gözüken teknik adamın bir an evvel takımı toparlama sürecine girme konusunda istekli olduğunu gördüm. Maçı izlemeye gelen Yıldırım Demirören’in de Q7 hakkında ne düşündüğünü merak etmiyor değilim açıkçası… 26. dakikada gelen golle maçı 1-0 önde kapatan Antep, grup liderliğine oturdu. Kupanın grup maçlarında şaşırmaya devam edeceğiz anlaşılan.

4 Eylül 2010 Cumartesi

Hiddink: Bizden Önceki Adam

Maçtan bahsetmeden önce, yazıma koyduğum başlığa bir açıklık getirmek istiyorum. G. Hiddink’i bilirsiniz hepiniz. Teknik adamlığı boyunca tertemiz ve doğru bir yolda, çizgisini kaybetmeden ilerledi. Başına geçtiği her milletten her takımın başarı tarihinde elbet ismi yer alır. Çok da şaşalı dönemler geçirmemiş olmasına rağmen futbolu seven ve bilen bir adamdır. Onunla çıktığımız bu yolda, bizlere hala, bizden önceki o temiz yolun aynı teknik adamı olduğunu gösterdi.


Maç öncesi, sırası ve sonrasında devamlı olarak kadro seçimindeki yanlışlardan yakındım. Herkesin Ömer seçimine endişeyle yaklaştığını tahmin edebiliyorum; ben de öyleydim zira. Fakat bunun yersiz olduğunu görmüş olduk, en azından bu karşılaşma için. Aslına bakarsanız başlı başına canımı sıkan, Nihat ve Sabri’nin oyun anlayışları. İkisinin de ne derece bencil oynadığının farkındayım tabii. Sabri’nin hedef tutturmadaki başarısızlığı dillere destan! Nihat’ın ise Beşiktaş gibi bir kulübün zengin kadrosunda yer alıyor olmasını hoş karşılamıyorum. İkisi de saygı duyduğum futbolcular ama oyunlarından memnun değilim! Peki ya Tuncay’a ne demeli? Sizce de Tuncay bu takımın ‘hala’ 10 numarası olmayı hak ediyor mu? Ben bu duruma biraz şüpheyle bakıyorum. Onur iyi ve başarılı bir kaleci, ancak daha çok genç… Emre’nin oyun içindeki saldırgan tavırlarından hiç hoşlanmıyorum arkadaş! Hatırlatayım, bu hareketler her hakeme ve her futbolcuya geçmez, Emre’ciğim. Yol yakınken kendini toparla derim ben. Sence de öyle değil mi? Ve eklemek istiyorum. Diyorum ki Sayın Hiddink, Avrupa Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Ve katılabilmemiz için önümüzde büyük önem taşıyan maçlar var. Eğer o maçlara da bu kadro ile çıkmayı denersen, yolun henüz çok başındayken, kendini en sonda bulabilirsin. Zira bu akşamki gibi bir oyun, kadro ve oyuncu seçimleri, bizi bu şampiyonaya taşımaz, benden söylemesi!

Ayrıca bu maçın çok da tat verici olmadığını sözlerime eklemeden geçemeyeceğim. Bunu bağlayabilecek bir sebep de bulamadım ben. Zaten millilerimiz de maça önem vermiş olsaydı, kaçan goller çok olurdu. Yapmayın arkadaşım, zorlu bir şampiyonaya hazırlanıyorsunuz. Bu kadar salaş ve isteksiz futbol sizi iyi yerlere götürmez. Hadi iyi yeri de geçtim, olduğunuz yerden ayrılamazsınız. Biraz istek, biraz aşk, heyecan be çocuklar! Futbol bunların içinde güzel.

Skora gelecek olursak, sürekli şikâyet ettiğimiz suni çim ve bu oyun anlayışı altında gayet yerindeydi. Bundan iyisi, Lionel Messi; o da bizde olmadığına göre, skoru sevmeli diyorum. Siz ne dersiniz?

Dipnot: Deplasmanlardaki kötü talihimizi de yenmiş olduk böylece, haydi hayırlısı dostlar! Yolumuz açık olsun çocuklar!

Al bi'de burdan yak!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...