Bir haftayı daha yenilgisiz kapamak nasıl huzur verici, nasıl keyiflendirici bilseniz dostlar!
Yine söylüyorum, hep söylüyorum. Lige kötü başladık, iyi bitirelim inşallah! Ama bu işler duaya-nazara bakmaz. Oynayacaksın, koşacaksın, helme ve pres yapmaktan korkmayacaksın. Bu kaçıncı maç oldu, idman havasında oynuyor F.Bahçe. Taktik belki de bu, bilmiyorum. Öyle oynadıkları her maçı aldılar zira. Konya maçı da aynen böyleydi. İlk çeyrekte kaçan golleri ikinci çeyreğin bitiminde Emre’nin müthiş golü unutturdu. Özellikle Emre’nin golünden bahsetmek istedim. Yetenek, zeka ve oyun gücünü kullanarak attığı bu gol bize galibiyeti getirmeseydi bile, maç sonunda yine alkışlardım!
Yobo yine defansın kralıydı. Lugano o özlediğimiz gollerinden birini atarken, yedekte kalmanın kimseye faydası olmadığının cevabını veren Semih ve Stoch gollerle taçlandırdılar geceyi.
Biz böyle oynayıp kazandıkça, “Avrupa’da neden yokuz?!” diyorum; içim yanıyor haliyle.
Milyon dolarlık futbolcuyu da alsanız getirseniz, alt yapıdan da yetiştirseniz takım da, taraftar da değişmez! Üst üste birkaç maç kazandık diye leylek olup uçtuğumuza kanmayın! İçten içe derbi korkusu var hepimizde. “belki” diyoruz çoğumuz, belki “bu kez” yener bizi Cimbom. Olur mu, olur. Böyle durumlarda ne yaptığımız biliyorsunuz artık. Toplu toteme davet ediyorum! Derbiye kadar susalım dostlar. Susalım ki, konuşacağımız günler gelsin.
Ne diyordum? Golü atan kanıyor abi, fazla söze gerek yok! Galatasaray 4 yer, Fener 4 atar. Futbol acımasızdır, gözyaşları çimleri yeşertmiyor ne yazık ki!
Şimdi susma zamanı. Sessizce önümüzdeki maça bakalım. Tribünden, televizyon karşısında, telefon bağlantısıyla ya da. Yeter ki bir kez daha verelim çubuklunun hakkını.
Taraftar bunu hak ediyor!
