8 Haziran 2014 Pazar
Arada Kalmışlıkla 2014 Dünya Kupası
Uluslararası futbol mücadelelerinde Milli takımımız yer almıyor ise, tarafım ve rengim daima İspanya'dır. Şimdiye dek siz blog okuyucularım buna defalarca kez şahit oldunuz zaten. Ancak bu yıl oynanacak Dünya Kupası benim için büyük bir taraf karmaşası...
Evvela Maradona, hemen ardından Messi ile büyük bir sempati duyduğum Arjantin, İspanya ile eş değer olmasa da daima kupa favorilerimden olmuştur. Şimdi ise asıl karmaşayı, her birimizin gönlünde büyük yer eden ve kupaya ev sahipliği yapan Brezilya yaratıyor. O yüzden buraya rengimi değil, aklımdaki karmaşayı belli eden bir fotoğraf ekledim...
Normal şartlarda Dünya Kupası herkes için heyecan ve hevesle beklenen, muazzam bir ay yaşatacak bir organizasyondur. Ancak Brezilya'da yaşanan olaylardan sonra, sanırım maçları izlerken bir yanımız daima buruk kalacak...
Ve bir de bu tarz organizasyonların, özellikle de genç futbolcular açısından büyük bir önem taşıdığını söylemek yanlış olmaz. Zira her takım, kupa performansına göre transfer alanını belirleyecektir. Yıldızı parlayanlar, bu kupayla milli takımdaki hayatına son verecek olan ve dahası...
Umuyorum ki güzel, seyir zevki doruklarda olan bir Dünya Kupası izleriz.
Ve de aklımı karıştıran üç takımdan biri, bu muazzam kupanın sahibi olur...
Neler Var:
2014 Dünya Kupası,
Almanya,
Arjantin,
Belçika,
Brezilya,
DK,
Dünya Kupası,
Fransa,
gruplar,
Hırvatistan,
İspanya,
İsviçre,
Maradona,
Messi,
Milli Takım,
Portekiz
26 Nisan 2014 Cumartesi
19. Şampiyonluk
Üç yılı aşkın bir süredir Fenerbahçeliler olarak, başka hiç kimsenin anlayamayacağı bir süreçten geçtik, belki de hala geçmekteyiz. Son dakika yıkımları, kayıplar, ani ve vedasız gidişler ile dahası, bizde mutsuzluğun sürekliliğini oluşturdu.
Ve yıllar sonra ilk kez şimdi bu denli rahat ve mutluyuz. Güvendeyiz daha doğrusu.
Biz psikolojisi bozuk Fenerbahçeliler bu yıl ki şampiyonluğu en çok Caner Erkin'e, ruhunu sahada bırakırcasına oynayan Kuyt'a, gol sonraları secdeye yatan Sow'a, görünmez kahraman Mert'e, bizi daima ama daima uzaktan da olsa desteksiz bırakmayan Alex'e, yokluğu her defasında büyük boşluk yaratan Mehmet Topal'a, diğer yarımız olan Selçuk Şahin, Gökhan Gönül'e ve geldiği ilk günden son güne şampiyonluk yemini eden Ersun Yanal'a ve bu yolda daima dimdik duran Aziz Yıldırım'a borçluyuz.
Biz bunu çok hak ettik ve büyük ihtimalle yarın ilanını yapacağız.
Sesimiz kesilene dek tribünde yaşattığımız Ali İsmail Korkmaz'a armağan olsun en başta.
Sonra...
Sonra biz deli Fenerliler sevinelim, sokaklara dökülelim, ağlayalım, zırlayalım, kutlayalım. Çok hak ettik, tadını doyasıya çıkaralım.
19. şampiyonluğun kutlu olsun Fenerbahçem!
Neler Var:
19. şampiyonluk,
Alex,
Ali İsmail Korkmaz,
Aziz Yıldırım,
Caner Erkin,
Dirk Kuyt,
Ersun Yanal,
Fenerbahçe,
Gökhan Gönül,
kutlama,
Mehmet Topal,
Mert Günok,
Selçuk Şahin,
Sow,
Şampiyon,
Taraftar
25 Kasım 2013 Pazartesi
Şampiyonluk Alameti
Son haftalarda, üst üste gelen galibiyetlerle zor günleri
geride bırakmış olmanın muazzam hazzını yaşıyorum.
Geçen senelerde deseler, “bir adam gelecek ve oynadığınız
her maçtan sonra, ertesine güne ve hatta tüm haftaya ağzın kulaklarında
başlayacaksın.” Hakikatten inanmazdım. Ama olabiliyormuş meğer.
Ersun Yanal…
Aslında özellikle hassas olmaya çalışıyorum Ersun hoca
konusunda. Önceden konuşmamak, ağzımı kapalı tutmak için büyük özen
gösteriyorum. Ama atılan gollerden sonra, kulübede sevinçten kendinden geçişini
görünce, duramadığım da oluyor elbet.
Oynanan dört maçta, son dakikada atılan goller sayesinde tam
sekiz puan kazandık. “işte bu! İstikrar! Harika!” diyecek değilim elbet. Harika
olduğu konusunda itirazım yok ama böyle olmaması gerektiğine inanıyorum.
Dün akşam oynanan Antalya maçı, şimdiye dek çıktığımız en
güzel ilk yarılardan birine sahipti. Ona rağmen 1-1 biten bir ilk yarı sonucu,
bu kez işlerin iyi gitmeyeceğini düşündürdü bana. Oysa her şey, neredeyse Zico
zamanındaki hızda ve keyifte ilerliyor. Geri düştüğümüzde, nasılsa bir şekilde
o maçı çevireceğimize sonsuz güveniyoruz. İnanın, tek bir yol yedi diye maça
dördündü forveti alan bir hocanız olsa, siz de bizim gibi düşünürdünüz.
Ama aynı şekilde, hoca konusunda çok erkenden konuşmamaya yeminliyim bu sefer. Aykut
Kocaman zamanında yaşadığım hayal kırıklığını, bu kez yaşamamayı umuyorum.
Son olarak, bu son dakika golleri şampiyonluk alameti
beyler, bilesiniz!
Neler Var:
Aykut Kocaman,
Ersun Yanal,
Fenerbahçe,
MP Antalya,
mutluluk,
son dakika golü,
Şampiyon,
Zico
11 Kasım 2013 Pazartesi
Günaydın Fenerbahçe!
Bugünkü günaydınım, Emenike ofsayttayken pasını vermeden önce ona eliyle durmasını işaret eden Webo'ya, maçtan maça sevgimin katlandığı Mehmet Topal'a, demir adamlarım Alves, Egemen'e ve son olarak da istediği an kalbimi alıp kendi kalbiymiş gibi kullanabilecek olan Ersun hocama!
Günaydın forma giyemediği maçta sarı kart görüp cezalı duruma düşen Sabri!
-işte böyle, her sene böyle!-
Neler Var:
Alves,
derbi,
Egemen Korkmaz,
Emenike,
Ersun Yanal,
Fenerbahçe,
Galatasaray,
gol,
günaydın,
işte böyle her sene böyle cimboma böyle koyarlar,
Mehmet Topal,
ofsayt,
Sabri,
Webo
1 Ekim 2013 Salı
Bir Yıl
Seni bizden kopardıkları o kara günden bugüne, tam bir yıl geçti Kaptan. Yapılanları asla unutmayacağız.
"Sonsuzluk çok uzak ve biliyorum sen ömrünün yettiği bir vakitte dönüp yine sarılacaksın bize."
"Sonsuzluk çok uzak ve biliyorum sen ömrünün yettiği bir vakitte dönüp yine sarılacaksın bize."
Neler Var:
1 Ekim 2012,
Alex,
Aykut Kocaman,
bir yıl,
Fenerbahçe,
Fenerbahçe Spor Kulübü,
Kaptan,
veda
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Bir Bildiğin Vardır Azizim!
Tarih, 1 Ekim 2012.
Bir öğle vakti, kulüp binasından ayrılıyor Fenerbahçe’nin
kaptanı. Adımını dışarı attıktan birkaç dakika sonra, belki ufak bir nefes
çekiyor içine. Bazen bilirsiniz ya, son nefesinizdir o. Muhtemelen o da
biliyordu bunu yaparken. Sonra telefonundan, milyonlara ulaşacak bir tweet
atıyor. “Fenerbahçe bir futbolcu kaybetti ama bir taraftar kazandı” diye. Sonra
o milyonlar, sel olup akıyor evinin önüne, kulüp binası ve daha birçok yere.
Ardı arkası gelmeden devam ediyor ayrılıklar.
Kaç ay olmuş? Tam olarak sekiz. O süre boyunca ağladık
durduk biz. Alexbahçeli olduk önce, hemen ardından hain.
Daha ilk gün, Kaptan Alex de Souza’nın bu kulüpten ayrıldığı
ilk gün, “Aziz Yıldırım’ın bir bildiği vardır” diyordu herkes. Bizler ağlarken
gülenler, gidenin ardından yas tutulmaz diyenler.
Tarih, 29 Mayıs 2013.
Bir öğle vakti, bu kez kulüp binasından ayrılan Aykut
Kocaman.
Belki de ilk kez, Fenerbahçe için bu kadar huzurluyum. İlk kez,
bizim aylar önce yaşadığımızı, şimdi bizi kınayanlar yaşayacak diye, garip bir
hal içindeyim.
Fenerbahçe ceza alacak, yerine Şampiyonlar Ligine Beşiktaş
gidecek diyorlar. Şimdi bunların hepsi dedikodu.
Yapılacak tek şey, sekiz ay önce göğsünü gere gere “bir
bildiğin vardır Aziz Yıldırım!” diyenlerin, şimdi de aynısını demesini
beklemek.
Diyebilirler mi, o ayrı mesele.
He bir de merak ettiğim, hocası için taraftarı ve birçok
kişiyi karşısına alan futbolcuların, şimdi aynı tavrı başkanlarına karşı da
yapabilecekler mi?
Bırakın bu gece uyuyalım. Huzurla ve bir yeni büyük istifayı
bekleyerek.
Sana gelince, iyi kötü yaşattığın şeyler için teşekkürler
Aykut Kocaman. Keşke yönetilmeyi değil, yönetmeyi seçseydin.
Neler Var:
Alex,
Aykut Kocaman,
Aziz Yıldırım,
Fenerbahçe,
istifa
12 Mayıs 2013 Pazar
Miyav!
Son birkaç gündür “Kediye rakı içirirsek ne olur?” diye
düşünüyordum. Ne garip, öyle değil mi?
Bu sorumun cevabını bu akşam, tribündeki rakip takım
taraftarı takımına küfrederken santrada “zıplayan” Galatasaraylı futbolcular
sayesinde almış oldum. Bazı kediler, “Aslan sütü” olayını çok yanlış anlamışlar
sanırım.
Ah be Fatih Terim. Ah be İmparator Terim! Sen de ayranı mı
fazla kaçırdın, ne yaptın bilemedim. Sahi, sence ne zaman göreceksin Saracoğlu’nda
bir Galatasaray galibiyetini? En son gören futbolcularının başında yine sen
vardın. Onlar pes edeli çok oldu zaten. Sen ne zaman geniş çaplı hayaller
kurmaktan vazgeçeceksin?
Şampiyon gelmişsin, şampiyon gidiyormuşsun. Eyvallah, öyle
oldu da, sizce de bu sene çıta biraz yükselmedi mi? Geçen sene en azından
beraberliği kutluyordunuz. Bu sene ise mağlubiyeti. Eh, her geçen sene sızı
artıyor tabii hocam, haklısınız…
Bu arada asıl sormak istediğim soru, Drogba’nın bu maçta
oynayıp oynamadığı. Çünkü ben kendisini, Fenerium Alt D tarafından pek net
göremedim de. En son Akhisar maçından hatırlıyorum Drogba’yı. Sanırım orada
bıraktınız, 60. Dakikada.
Fenerbahçe’ye gelecek olursak.
Artık bazı şeyler kesinlikle değişmeli. Galatasaray galibiyeti
hiç kimsenin yelkenlerini suya indirmeyecektir. Sesimizin ulaşabildiği her
yerden, hala “istifa” demeye devam…
Belki bizim söylememizle ve de benim yazmamla olmayacak ama
şu an için en büyük isteklerimden biri de Volkan’ın bu takımdan gitmesi. Maç içindeki
olayda haklı olup olmaması beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Yıllardır Volkan’ın
yaptığı hatalarla bile birçok insan kriz geçirdi. Ki bunu Fenerbahçe takımının
tamamına yorduğumuzda, durum sahiden de vahim.
Bizde sevinecek bir şey yok. Galatasaray’ı yendik, klasik. Bence
bu Şampiyonlar Ligi durumumuz dışında hiçbir şey ifade etmiyor. Şu sıralar tek
bildiğim ve inandığım, dibe vurmadan yükselemeyeceğimiz. Yenilenme, yapılanma
şart.
Şükrü Saracoğlu Stadı’nda sezonu böylece kapatmış olduk. Taraftarın,
takımı deli gibi özleyeceği üç ay var daha önümüzde.
Hakkını verelim, güzel kapattık maçı.
Saha içinde iyi mücadele eden takım, tribünde sesi yettiğince takımına destek olan taraftar ve “santrada miyav diyen bir aslanla”, bir derbi daha geride kaldı.
Saha içinde iyi mücadele eden takım, tribünde sesi yettiğince takımına destek olan taraftar ve “santrada miyav diyen bir aslanla”, bir derbi daha geride kaldı.
Sonuç mu?
14. yıl.
Neler Var:
derbi,
Fatih Terim,
Fenerbahçe,
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı,
Galatasaray,
istifa,
Mehmet Topal,
şampiyonlar ligi,
Volkan Demirel
3 Mayıs 2013 Cuma
Bitti Rüya
Bazı anlar vardır, tekrar tekrar yaşamak istersiniz. Hiç bitmesin,
sona ermesin, terk etmesin istersiniz. Ama bazı şeyler biter. Bitmelidir ya da
tam karşılığı budur aslında.
Dile kolay, onlarca maç yapıyorsunuz. Yenilgiler,
galibiyetler, beraberlikler. Tribünde yanan canlar, geçirilen krizler, akan
yaşlar; sahada sakatlanan futbolcular, kaçan goller, penaltılar, direğe çarpıp
kaleciye dönen toplar.
Caner Erkin ile başlayıp, Kuyt ile sona eren, uzun bir
rüyaydı bizim için UEFA.
Esasında, bir şeyleri göze alarak çıktık biz bu yola. UEFA’dan
bahsetmiyorum elbette. Lig şampiyonluğu, UEFA’da ya da CL’de yarışmak her sene
olabilecek şeyler. Benim bahsettiğim bu uzun ve asla bitmeyecek olan sevda
yolu.
Bazı sabahlara asla uyanmak istemezsiniz. Keşke dersiniz
mesela, keşke futbolu bu kadar çok sevmeseydim. Keşke o penaltı kaçmasaydı. Sow’un
kafası direğe takılmasaydı. Gökhan sakatlanmasaydı. Volkan sonra, Volkan keşke
biraz daha isteseydi dersiniz. Ama yine de kızamazsınız. Kime kızabiliriz ki?
Kendi adıma konuşayım, bu seneye dair tek isteğim UEFA
Kupası idi, olmadı. Üzüldüm mü? Ah hayır, üzülmek basit kalır. Tekrar aynı
şeyleri yaşamayalım dedik, bu sefer gülsün yüzümüz. 2006, 2008, 2010, 2011,
2012, 2013. Son dakikalar, son saniyeler. Bir sevdayı en güzel tanımlayan
şeylerdir sanırım.
Fenerbahçe’nin UEFA
macerasında belki eleştirilecek milyon tane şey vardır. Ben sadece içlerinden
bir tanesini alıyorum. Baroni değil de, Webo kullansaydı penaltıyı, şu an belki
çok başka şeyler yazıyor olabilirdim.
Hayatimin en güzel, bitmesini istemediğim tek rüyasıydı. Ama
artik bitti, uyandık. Her şeye rağmen, yaşattığın her şey için teşekkürler
Fenerbahçem…
Varsın bu sene Amsterdam sizin olsun. Bu sevda bizim
gönlümüzde baki.
Neler Var:
Amsterdam,
baroni,
Caner Erkin,
Dirk Kuyt,
Fenerbahçe,
Gökhan Gönül,
UEFA Avrupa Ligi,
Volkan Demirel,
Webo
14 Şubat 2013 Perşembe
İçimizdeki İrlandalı
Bundan on yıl kadar önce “hainliği” ne güzel tanımlamıştı
Mustafa Denizli, içimizdeki İrlandalılar diyerek. Dün akşam Fenerbahçe takımı
için sahada iki İrlandalı vardı. Hakem ve Meireles.
Meireles Türkiye’ye gelene kadar, futbolculuk kariyeri
boyunca hiç kırmızı kart görmemiş bir adamdı. Fenerbahçe’ye geldikten sonra,
henüz ilk derbi maçında tanıştı kırmızı kartla. Arma öptü, günü kurtardı.
Ardından, belki de Fenerbahçe takımı için en önemli sayılabilecek maçlardan
birinde, daha üçüncü dakikada rakibine tekme atarak, kırmızı kartla olan
ilişkisini geliştirdi. Gerek var mıydı? Asla. Meireles’in daha maçın ilk
dakikalarında yaptığı bu hareket, takım içi disiplinin sarsılma noktasında
olduğunun en somut örneği. Portekiz milli takımında, neredeyse takımın en iyi
adamı olan Meireles, Türkiye’ye gelince ne değişiyor? Ya da belki de asıl soru,
Fenerbahçe takımına “iyi, gol kralı, çok yetenekli” diye getirilen yabancı
futbolcuların %90’ı neden geldikleri ilk ayda kariyerlerinin son günlerini
yaşıyormuş gibi oynuyorlar?
Fenerbahçe takımı son birkaç aydır, bir boşvermişlik üstüne
oyun kuruyor. Oynaması gerekenler yedek ya da kadro dışı, oynamaması,
dinlenmesi gerekenler ısrarla her maç ilk 11.
Özellikle de Kuyt. Sözleşmesine, “her maç ilk 11 oynayacak”
gibi bir ifade konulduğunu düşünmeye başladım artık. Daha geçtiğimiz haftalarda
futbolcunun kendisi, formsuz olduğunu ve dinlenmesi gerektiğini söylemişti.
Buna rağmen Aykut Kocaman ısrarla oynatmaya devam ediyor. Bunun ne Fenerbahçe
takımına faydası olur ne de Kuyt’a. Biraz dinlendirilmeli, formunu yeniden
yakalayabilmesi için zaman verilmeli. Çünkü bu gidişat başta taraftar ve
Kuyt’ın arasını açacak. İlerleyen zamanlarda da Kuyt’ın bu takımdan gitmesine
sebep olacak.
Ne yapılmalı derseniz, ilk olarak Baroni yerine Salih
olmalı. Kuyt bir süre dinlendirilmeli, Mehmet Topal zaten Emre’nin boşluğunun
hiçbir zaman dolduramadığı için, formayı ona teslim etmeli.
Dün akşamki maç için söylenecek son söz, Bate iyi değil, Fenerbahçe
kötüydü. Artık Fenerbahçe takımının tek şansı, kendi stadında “seyircisiz”
oynayacağı maç.
Neler Var:
Aykut Kocaman,
baroni,
Bate Borisov,
deplasman,
Dirk Kuyt,
Emre Belözoğlu,
Fenerbahçe,
İrlanda,
Mehmet Topal,
Meireles,
Mustafa Denizli,
Salih,
UEFA Avrupa Ligi
2 Şubat 2013 Cumartesi
Kaptan Alex De Souza
Gittiğin günden beri, her an daha çok özlüyoruz seni Kaptan.
Şimdi Coritiba'nın 10 numarası, onların Kaptanısın...
Olsun, sen hala bizim kalbimizde, heykelini diktiğimiz andaki gibisin.
Dönüp geleceğin günü sabırsızlıkla bekliyoruz efsane!
Neler Var:
10 numara,
Alex,
alex'in heykeli,
Brezilya,
Coritiba,
Fenerbahçe,
Futbolcu,
Kaptan,
Türkiye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








